afili

afazi

Fr aphasie konuşma yeteneğini yitirme, konuşamama EYun aphasía αφασία za.a. EYun a(n)+ phēmí, phā- φημί, φα- zkonuşmak, söylemek << HAvr *bʰeh₂-¹ (*bʰā-) söylemek

aferin

Fa āfirīn آفرين zövgü, kutsama, alkış << OFa āfrīn a.a. OFa āfrītan, āfrīn- 1. övmek, kutsamak, 2. yaratmak

aferist

Fr affairiste fırsatçı iş adamı Fr affaire iş güç, proje +ist° Fr à faire yapacak şey Fr à+ faire yapmak, etmek << Lat facere a.a.

afet

Ar āfa(t) آفة z [#Awf faˁla(t) mr.] bela, felaket, salgın hastalık

afif

Ar ˁafīf عفيف z [#ˁff faˁīl sf.] iffetli, temiz ahlak sahibi Ar ˁaffa عفّ zkaçındı, utandı

afili

[ A. Fikri, Lugat-ı Garibe, 1889]
afi: Yalan. afi kesmek: Yalan söylemek. "fiyaka, caka" [ Hüseyin Rahmi Gürpınar, Tebessüm-i Elem, 1914]
Afisi de var yallah / Cakası da var yallah [ Cumhuriyet - gazete, 1930]
O kahveye dondurmacı (S.) adında afili [fiyakalı] bir adam gelirdi.

<? Yun afí ἁφή zdokunma duyusu, el becerisi (Kaynak: Tz sf. I.105)<< EYun ʰaphḗ ἁφή z [dev.] eliyle dokunma EYun ʰáptō, aph- ἅπτω, ἅφ- zilişmek, dokunmak, değmek, tutmak

Benzer sözcükler: afi

Bu maddeye gönderenler: sinaps


25.10.2017
afiş

Fr affiche duvara yapıştırılan kâğıt, poster

afişe

Fr afficher 1. iliştirmek, yapıştırmak, 2. (mec.) afişle ilan etmek << OLat affixare [den.] iliştirmek Lat ad+ fixus [pp.] iliştirilmiş Lat figere, fix- tutturmak, iliştirmek

afitap

Fa āftāb آفتاب zgüneş, gün ışığı OFa tāb/tabişn hararet, ışık

afiyet

Ar ˁāfiya(t) عافية z [#ˁfw msd.] günahtan ve kusurdan arınma, sağlık, selamet Ar ˁafā عفا zsildi, affetti

aforizm

Fr aphorisme vecize, güzel ve özlü söz EYun aphorismós αφορισμός ztanımlama EYun aphorízō αφορίζω z1. sınırlamak, belirlemek, tanımlamak, 2. sürgün etmek, dışlamak +ism° EYun apo+ ʰóros ὅρος zsınır, hudut