abla

abes

Ar ˁabaṯ عَبَث z [#ˁbs̠ faˁal msd.] oyalanma, boşa geçirilen zaman Ar ˁabiṯa عَبِثَ zoyalandı

abide

Ar ābida(t) آبِدة z [#Abd fāˁila(t) fa. fem.] akılda kalan şey, tekerleme, büyük olay, facia Ar abada أَبَدَ zkaldı

abidik gubidik

?

abit

Ar ˁābid عابد z [#ˁbd fāˁil fa.] hizmet eden, ibadet eden Ar ˁabada عَبَدَ zkulluk etti

abiye

Fr habillé [pp.] giyinik, özellikle gece kıyafeti giymiş Fr habiller hazırlamak, donatmak, giydirmek <? Lat habitus [pp.] kılık, donanım Lat habēre sahip olmak +()t°

abla

ETü: apa [ Uygurca Maniheist metinler, <900]
teŋri yérinteki kamaġ teŋrilerniŋ apası eçesi [tanrılar alemindeki tüm tanrıların ablası, ağabeysi] KTü: aba [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
aba/ebe [[aslen büyükanne (cedde) demek olup şefkat deyimi olarak anneye denir]] TTü: bula [ Meninski, Thesaurus, 1680]
bula: Constantinopoli dicitur, avunculi uxor [İstanbul ağzında, amca veya dayının eşi]. TTü: abula [ Kieffer & Bianchi, Dictionnaire Turc-Français, 1835]
ablā ou abulā. À Constantinople on appelait ainsi la soeur, particulièrement l'aînée [İstanbul'da kızkardeşe, özellikle büyük olanına böyle denir]

<< ETü apa büyük kızkardeş, ana, nine çoc

 ebe

Not: /l/ ara sesi TTü geç dönemde türemiştir. Diğer Türk dillerinde apa, ape, apay, appa biçimleri görülür.

Benzer sözcükler: ablacı, ablacılık


08.03.2019
ablak

Ar ablaḳ أبْلَق z [#blḳ afˁal sf.] aklı karalı (at rengi) Ar balaḳ بَلَقَ z [msd.] aklı karalı olma, alacalı olma

ablatif

Fr ablatif Alm Ablativ gramerde ismin +den hali Lat ablativus a.a. Lat abferre, ablat- bir yerden taşımak +()tiv° Lat ab+ ferre, lat- taşımak

abluka

İt blocca! (denizcilikte) bloke et, muhasara et (emir) Fr bloquer tomruk yığmak, tıkamak, (denizcilikte) liman girişini tomruklarla kapatmak Fr bloc ağaç kütüğü, tomruk EYAlm bloh/blok kütük, tıkaç

abo

ünl şaşırma ünlemi

abone

Fr abonné [pp.] (süreli bir yayın için) taahhüt etmiş Fr s'abonner taksitli borç üstlenmek, abone olmak (<< OLat abonare/abornare a.a. ) <? Fr bonne/borne sınır, vade