abidik gubidik

abdest

Fa ābdast/āb-i dast آبدست/آب دست z«el suyu», el yıkama, namaz öncesi törensel yıkanma

abdomen

Lat abdomen, abdomin- karın boşluğu

aberasyon

Fr aberration sapma, yanlış yola girme Lat aberratio a.a. Lat aberrare yoldan sapmak, hata etmek +(t)ion Lat ab+ errare dolaşmak, düz değil dolambaçlı gitmek, yoldan sapmak

abes

Ar ˁabaṯ عَبَث z [#ˁbs̠ faˁal msd.] oyalanma, boşa geçirilen zaman Ar ˁabiṯa عَبِثَ zoyalandı

abide

Ar ābida(t) آبِدة z [#Abd fāˁila(t) fa. fem.] akılda kalan şey, tekerleme, büyük olay, facia Ar abada أَبَدَ zkaldı

abidik gubidik

[ Milliyet - gazete, 1967]
'Yeşşee', 'Abidik - gubidik', 'Şepke', 'Temem' gibi kelimelerle Türk beyaz perdesinde şöhrete ulaşmış bir Öztürk Serengil vardı. "saçma sapan, yalan dolan" [ Milliyet - gazete, 1986]
Özal için 'Abidik gubidik Başbakan' diyen DYP lideri

?

Not: Komedyen Öztürk Serengil tarafından 1963'ten itibaren popülerleştirilen bir deyimdir.


18.08.2017
abit

Ar ˁābid عابد z [#ˁbd fāˁil fa.] hizmet eden, ibadet eden Ar ˁabada عَبَدَ zkulluk etti

abiye

Fr habillé [pp.] giyinik, özellikle gece kıyafeti giymiş Fr habiller hazırlamak, donatmak, giydirmek <? Lat habitus [pp.] kılık, donanım Lat habēre sahip olmak +()t°

abla

<< ETü apa büyük kızkardeş, ana, nine çoc

ablak

Ar ablaḳ أبْلَق z [#blḳ afˁal sf.] aklı karalı (at rengi) Ar balaḳ بَلَقَ z [msd.] aklı karalı olma, alacalı olma

ablatif

Fr ablatif Alm Ablativ gramerde ismin +den hali Lat ablativus a.a. Lat abferre, ablat- bir yerden taşımak +(t)iv° Lat ab+ ferre, lat- taşımak