aşikâr

aşın|mak

<< ETü aşġın- aşınmak, sürtünerek eskimek ETü aşuk topuk (ayak izi?) +In- ETü aş- geçmek (yürümek?) +Uk

aşır|mak

<< ETü aşur- öte yana geçirmek ETü aş- +(g)Ur-

aşırı

<< ETü aşru 1. öte, 2. çok, son derece ETü aşur- öte yana geçirmek +(g)ArU

aşıt

<< TTü aşut geçit TTü aş- +Ut

aşifte

Fa āşufta آشفته z [pp.] aklını oynatmış, deli Fa āşuftan, aşūb آشفتن, أشوب zoynamak, kıpırdamak +a Ave χşufan a.a. << HAvr *ksewbʰ- sallanmak, oynama

aşikâr

[ Edib Ahmed, Atebet-ül Hakayık, <1250 (1444)]
kamuġ yaşru işiŋ bolup āşkāra [tüm gizli işlerin aşikâr olup] [ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
āşkāra ḳıldı örtüglük nérseni [örtülük şeyi belirtik kıldı]

Fa āşikār/āşkār آشكار zbilinen, belli, belirgin << OFa āşkārak a.a. (≈ Ave āviş-kāra- belli kılmak Ave āviş belli, bilinen ) << HAvr *aw-is- HAvr *h₂ew- (*aw-) duymak

 estetik


06.04.2015
aşina

Fa āşnā/āşinā آشنا zbilinen, tanıdık << OFa āşnāk a.a. OFa āşnūtan, āşnāv- duymak, algılamak, bilmek << EFa ā-χşnav- bilmek EFa/Ave ā+ χşnā-, χşnās- a.a.

aşiret

Ar ˁaşīra(t) عشيرة z [#ˁşr faˁīlā(t) sf. fem.] akraba topluluğu, boy, klan

aşiyan

Fa āşiyān آشيان zkuş yuvası ≈ Ave *ā-şyā Ave şyāti- dinmek, durmak, istirahat etmek << HAvr *kʷi̯eh₁- (*kʷi̯ē-) dinmek

aşk1

Ar ˁişḳ عِشْق z [#ˁşḳ fiˁl msd.] şiddetle sevme, şiddetli ve yakıcı sevgi Ar ˁaşiḳa عَشِقَ zaşık oldu, sarmaştı, yapıştı ≈ Ar ˁaşaḳ عَشَق zsarmaşık ≈ Aram ˁāşaḳ עָשַׁף zkarışma, haşır neşir olma, bir şeyle uğraşma

aşk2

TTü aş- basmak, geçmek +Uk