aşıt

aşık1

Ar ˁāşiḳ عاشق z [#ˁşḳ fāˁil fa.] aşka kapılmış olan Ar ˁaşiḳa عَشِقَ zaşık oldu

aşık2

<< ETü aşuk topuğun iki yanındaki çıkıntılı kemik ETü aş- geçmek, çıkmak +Uk

aşın|mak

<< ETü aşġın- aşınmak, sürtünerek eskimek ETü aşuk topuk (ayak izi?) +In- ETü aş- geçmek (yürümek?) +Uk

aşır|mak

<< ETü aşur- öte yana geçirmek ETü aş- +(g)Ur-

aşırı

<< ETü aşru 1. öte, 2. çok, son derece ETü aşur- öte yana geçirmek +(g)ArU

aşıt

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
ne aşut var ol cihānda ne geçüt [ Dede Korkut Kitabı, <1400?]
Karşu yatan kara karlu tağlardan aşar olsa / Allah Ta'āla senüŋ oğluŋa aşut virsün

<< TTü aşut geçit TTü aş- +Ut

 aş-


24.03.2019
aşifte

Fa āşufte آشفته z [pp.] aklını oynatmış, deli Fa āşuftan, aşūb آشفتن, أشوب zoynamak, kıpırdamak +a Ave χşufan a.a. << HAvr *ksewbʰ- sallanmak, oynama

aşikâr

Fa āşikār/āşkār آشكار zbilinen, belli, belirgin << OFa āşkārak a.a. (≈ Ave āviş-kāra- belli kılmak Ave āviş belli, bilinen ) << HAvr *aw-is- HAvr *h₂ew- (*aw-) duymak

aşina

Fa āşnā/āşinā آشنا zbilinen, tanıdık << OFa āşnāg a.a. OFa āşnūtan, āşnāv- duymak, algılamak, bilmek << EFa ā-χşnav- bilmek EFa/Ave ā+ χşnā-, χşnās- a.a.

aşiret

Ar ˁaşīra(t) عشيرة z [#ˁşr faˁīlā(t) sf. fem.] akraba topluluğu, boy, klan

aşiyan

Fa āşiyān آشيان zkuş yuvası ≈ Ave *ā-şyā Ave şyāti- dinmek, durmak, istirahat etmek << HAvr *kʷi̯eh₁- (*kʷi̯ē-) dinmek