ağıt

ağı

<< ETü aġu zehir

ağıl

<< ETü aġıl hayvan barınağı, çitle çevrili alan

ağır

<< ETü aġır 1. hafif zıddı, 2. pahalı, değerli

ağırla|mak

<< ETü aġırla- onurlandırmak, izzet ve ikram etmek ETü aġır +lA-

ağırşak

<< ETü aġırşuk yün eğirmede kullanılan sarkaç << ETü *aġırsuk ETü aġır +sUk

ağıt

TTü: ağıtçı "ölülerin arkasından ağlayan kadın" [ Asım Ef., Burhan-ı Katı terc., 1797]
Mūşger (Fa.): Areblerin nebbāhe ve neddābe ıtlāk eyledikleri karıdır. Cināze önünde ve karıların aralığında meyyītin evsāfını zikr ü taˁdāt ederek aˁlā savt ile girye (...) iderler. Türkīde ağıtcı taˁbīr iderler. [ Cumhuriyet - gazete, 1931]
Şimdiye kadar Kubilay'a ağıt yakmak aklıma gelmedi.

≈? TTü ağla-

 ağla-

Not: TTü ağlamak fiiliyle alakalı olması muhtemel ise de yapısal ilişki açık değildir. • Karş. ETü sığıt (a.a.).

Benzer sözcükler: ağıtçı


06.10.2017
ağız

<< ETü aġız insanın ses aygıtı, ağız onom ā/ağ ağız sesi

ağız2

Fa āġāz آغاز zbaşlangıç

ağla|mak

<< ETü ıġla-/yıġla- ağlamak ETü *ıġ/*yıġ acı ve üzüntü ünlemi +lA-

ağnam

Ar aġnām أغنام z [#ġnm afˁāl çoğ.] koyunlar, küçükbaş davar Ar ġanam غنم z [t.] koyun, mal, davar Sumer ganam koyun

ağrı

<< ETü aġrıġ acı, ağrı ETü aġrı- +I(g)