ağır

ağaç

<< ETü yıġaç ağaç

ağar|mak

<< OTü ağar- beyazlaşmak, (mec.) ihtiyarlamak ETü ak beyaz +Ar-

ağda

<< TTü ˁaḳīde (şekeri) عقيدة zkoyulaştırılmış pekmez

ağı

<< ETü aġu zehir

ağıl

<< ETü aġıl hayvan barınağı, çitle çevrili alan

ağır

ETü: "ağır" [ Orhun Yazıtları, 735]
aġır taşıġ yoġan ıġ türük begler bodun itip yaratıp kelürti [agır taşı ve kalın agacı Türk beyleri ve halkı yapıp gedip getirdiler.] ETü: "... değerli" [ Orhun Yazıtları, 735]
bunça aġır törüg tört buluñdakı... [bunca değerli töreyi dört bucaktaki...] ETü: "... yavaş" [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
aġır aḏak amruldı [[ağır ayak yatıştı. Bu, yavaş yürüyen kimse varacağı yere vardı anlamına gelir.]] TTü: [ Lugat-i Ni'metullah, 1540]
şîr-bahā [Fa.]: Kıza virülen ağırlık [nikâh bedeli] ve cihaz [çeyiz]. TTü: ağır başlı [ Mercimek Ahmed, Kâbusname terc., 1432]
ağır başlılığı ve anullığı ˁādet idin ki ağır başlılıkla ve anullıkla bunca vaḳttir şol işi bitirmez deyüp ṭaˁn itdükleri yegdür TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ağır gelmek, ağırına gitmek, eline ağır, kulağı ağır işitmek

<< ETü aġır 1. hafif zıddı, 2. pahalı, değerli

Benzer sözcükler: ağır abi, ağır ceza, ağır sıklet, ağır vasıta, ağırbaşlı, ağırdan almak, ağırına gitmek, ağırlaşmak, ağırlaştırmak, ağırlık, ağırlıklı

Bu maddeye gönderenler: ağırla-, ağırşak


20.05.2015
ağırla|mak

<< ETü aġırla- onurlandırmak, izzet ve ikram etmek ETü aġır +lA-

ağırşak

<< ETü aġırşuk yün eğirmede kullanılan sarkaç << ETü *aġırsuk ETü aġır +sUk

ağıt

≈? TTü ağla-

ağız

<< ETü aġız insanın ses aygıtı, ağız onom ā/ağ ağız sesi

ağız2

Fa āġāz آغاز zbaşlangıç