şantaj

şandel

Fr chandelle 1. mum, havai fişek, 2. oyunda topu dikey olarak havalandırma << OLat candella mum Lat candere yanmak, akkor olmak +ell°

şano

~? İt scena sahne

şans

Fr chance rastlantı, talih << Lat cadentia 1. düşme, 2. payına düşme, rast gelme, kısmetine çıkma Lat cadēre, cas- düşmek +entia

şanson

Fr chanson şarkı << Lat cantio Lat canere şarkı söylemek +()tion

şansölye

Fr chancelier mabeyinci [esk.], hazine bakanı [esk.], başbakan << OLat cancellarius

şantaj

[ Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
şantaj: Rezaleti mucip bir şeyi ifşa etmek tehdidiyle birinden para, memuriyet ve saire koparma. [ Hüseyin Rahmi Gürpınar, Tutuşmuş Gönüller, 1926]
Ben ‘şantaj’ yapmaya tenezzül edecek vicdanda bir kadın değilim

Fr chantage tehdit, tehditle para sızdırma Fr faire chanter argoda konuşturmak +age Fr chanter şarkı söylemek

 şan2

Benzer sözcükler: şantajcı


18.12.2014
şantan

Fr café chantant şarkılı kafe Fr chanter şarkı söylemek +ent° << Lat cantare a.a.

şanti

Fr crème chantilly Chantilly kaymağı, şekerle çırpılmış kaymak öz Chantilly Fransa'da bir kent

şantiye

Fr chantier inşaat iskelesi, inşaat yeri << Lat cantharius yük atı, beygir

şantör

Fr chanteur erkek şarkıcı Fr chanter şarkı söylemek +()tor << Lat cantare a.a.

şantöz

Fr chanteuse kadın şarkıcı Fr chanter şarkı söylemek +os°