şah2

şad

Fa/OFa şād شاد zhuzurlu, dingin, mutlu << EFa şiyāta- a.a. << HAvr *kʷi̯ē-to-s a.a. HAvr *kʷi̯eh₁- (*kʷi̯ē-) dinmek, dinlenmek, istirahat etmek

şadırvan

Fa/OFa şādravān شاداوان z1. padişah otağı, 2. süs çeşmesi, fıskiye § Fa şād mutlu, şen, gür Fa ravān giden, akan

şafak

Ar şafaḳ شفق z [#şfḳ faˁal ] 1. zayıflık, kısılma, yumuşama, 2. günbatımı kızıllığı ≈ Ar şafaḳa شفق zkıstı, kıskandı

şaft

İng shaft dal, çubuk, mil, eksen << Ger *skaft-

şah1

Fa şāh/şah شاه/شه zhükümdar, özellikle İran hükümdarı << EFa χşāyath- a.a. ≈ Ave χşi-/χşāya- muktedir olmak, gücü yetmek

şah2

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
şāχ damar: Başa kan veren çatal damar. Şāχa kalkmak: At ayağa kalkmak.

Fa şāχ شاخ zçatal, ağaç dalı

Benzer sözcükler: şah damar, şaha kalkmak, şahlanmak


24.09.2017
şahane

Fa şāhāne شاهانه zşaha ait, krala layık Fa şāh kral, hükümdar +āne

şahbaz

Fa şah-bāz شه باز z«kral-şahin», bir tür şahin § Fa şah/şāh kral Fa bāz şahin

şaheser

§ Fa şāh شاه zkral Ar aṯar أثر ziz, eser

şahıs

Ar şaχṣ شَخْص z [#şχṣ faˁl ] kişi, birey, belli bir kişi Ar şaχaṣa شَخَصَ zdikildi, ayağa kalktı

şahika

Ar şāhiḳ شاهق z [#şhḳ fāˁil fa.] zirve, uç, özellikle dağ zirvesi Ar şahaḳa شهق zsonuna veya ucuna vardı