şırfıntı

şınav

Fa şināb/şināv شناب/شناو zkulaç atma, yüzme

şıp

onom ayak sürtme sesi, su damlama sesi, ani olay sesi

şıpıdık

onom şıp ayak sürtme sesi

şır

onom akar su sesi

şıra

Fa şīre شيره z«süte benzer», bitki sütü, özsuyu, şarap Fa şīr شير zsüt, özsuyu +a ≈ Ave χşīrəm süt tortusu, yoğurt ≈ Sans kşīrā ओदन zsütlü bulamaç, bitki usaresi << HAvr *kʷsir- a.a.

şırfıntı

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
şıllık: Şırfıntı. [ Milliyet - gazete, 1950]
hadi oradan şırpıntı karı, ben senin gibi besmelesiz doğmadım!

<<? TTü çırpıntı edepsiz kadın

 çırp-


20.07.2015
şırınga

Yun siringa σύριγγα zsıvı çekme pompası << EYun sýrinks, syring- σῦρινξ züfleme borusu, su çekme borusu, şırınga EYun sýrō σύρω zçekmek

şırlağan

Fa şīr rawġan شير روغن zsusam yağı, bitkisel yağ § Fa şīr شير zsüt, bitkilerden elde edilen özsuyu Fa rawġan روغن zyağ

şıvgın

<<? TTü çıġgın taze dal, filiz TTü çık- +gIn

şiar

Ar şiˁār شِعار z [#şˁr fiˁāl msd.] üzerinde anlaşılan şey veya söz, parola Ar şaˁara شَعَرَ zanladı

şibidak

Alm Schiebedach a.a. § Alm schiebe çekme, kaydırma Alm Dach tavan (<< Ger *thakam a.a. )