şövale

şöbiyet

Ar şabˁiyya(t) شبعيّة z [#şbˁ y. msd.] tıka basa yeme, fazlasıyla doyma Ar şabiˁa شبع zçok yedi, doydu, gına geldi +īya(t)2

şöhret

Ar şuhra(t) شهرة z [#şhr fuˁla(t) msd.] belirme, öne çıkma, tanınma Ar şahara شهر zbelirdi

şölen

≈ Fa şīlān شيلان zhükümdar ziyafeti Moğ şilün/şölün çorba

şömine

Fr cheminée [pp. fem.] bacalı ocak << OLat caminata [pp. fem.] Lat caminus ocak +()t° EYun kamīnos καμίνος zkubbeli taş fırın, tandır, evren

şömiz

Fr chemise gömlek << OLat camisia ≈ OYun kamísion uzun etekli gömlek ≈ Ar ḳamīṣ قميص za.a. Aram ḳūmīsthā קומיסתא za.a.

şövale

[ İbrahim Alaattin (Gövsa), Yeni Türk Lugatı, 1930]
şövale: İki kulplu, kömür v.s. taşıdıkları sepet, küfe.

Fr chevalet [küç.] «beygircik», taşıyıcı iskele, üzerine resim tuvali yerleştirilen ayaklık Fr cheval at +et° << Lat caballus a.a.

 kavalye


30.09.2017
şövalye

Fr chevalier 1. süvari, sipahi, 2. bir soyluluk sıfatı << Lat caballarius süvari Lat caballus at +ari°

şöyle

<< TTü şol ile +lAyU

ştrudel

Alm Strudel 1. burgaç, helezon, 2. helezon şeklinde yapılan bir hamur işi

şu

<< OTü-KT şol işaret sıfatı << OTü uş-ol a.a. § ETü işte ETü ol o

şua

Ar şuˁāˁ شعاع z [#şˁˁ fuˁāl msd.] ışın Ar şaˁˁā شعّا z [II f.] ışıdı