ırmak

ırak

<< ETü ırak uzak ETü *ırġak ETü ırġa- yerinden oynatmak +Uk

ırgala|mak

ETü ırġa- yerinden oynatmak, depretmek +lA- ETü *ırıġ ayrı, uzak +(g)A- ETü ır-/yır- ayırmak, uzaklaştırmak +I(g)

ırgat

Yun ergátis εργάτης zişçi, özellikle toprak işçisi << EYun ergátēs εργάτης za.a. EYun ergázomai εργάζομαι zçalışmak +(t)°

ırk

Ar ˁirḳ عرق z [#ˁrḳ fiˁl ] 1. damar, sinir, 2. bitki kökü, 3. köken, soy, asıl

ırla|mak

<< ETü ırla-/yırla- şarkı söylemek ETü ır/yır şarkı +lA-

ırmak

KTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
ark: an-nahr wa yuḳal iyḍan ırmak [ark: akarsu demektir ve aynı şekilde 'ırmak' denir] TTü: [ Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]
Gören gözler ırmaχlayun [akarsu gibi] çağladı KTü: [ anon., et-Tuhfetu'z-Zekiyye fi'l-Lugati't-Türkiyye, <1400]
nahru'l-māˀ [Ar.]: yırmak

<< OTü ırmak dere, vadi ETü ır-/yır- yarmak, ayırmak +(A)mAk

 yar-

Not: Anlam ilişkisi için karş. Ar wādi "dere yatağı, akarsu".


29.07.2015
ırz

Ar ˁirḍ عرض z [#ˁrḍ fiˁl ] şeref, saygınlık, 'ona sahip olan kişileri diğer insanlardan ayıran bölme' Ar ˁaraḍa عَرَضَ zyolunu kesti, önüne çıktı, engel oldu

ısı

<< ETü isig sıcak ETü isi- ısıtmak +I(g)

ısıcam

marka Isıcam (İlk kullanım: 1974 Paşabahçe.)

ısın|mak

<< ETü isin- kendini ısıtmak, sıcaklık hissetmek ETü isi- ısınmak +In-

ısır|mak

<< ETü ısır- ısırmak