ırgala|mak

ılık

ETü/TTü ılı- +Uk

ılıman

<< TTü liman

ılımlı

TTü ılıman +Im

ımızgan|mak

onom ımız/ımır mırıldanma sesi +(g)An-

ırak

<< ETü ırak uzak ETü *ırġak ETü ırġa- yerinden oynatmak +Uk

ırgala|mak

ETü: ırgamak [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ol yıġāç ırġadı [meyvesini düşürmek için ağaç salladı], yıġāç ırġandı [ağaç silkelendi] KTü: ırgalmak [ Codex Cumanicus, 1303]
itip itip irġalmas ičindagi čayhalmas [itip itip sallanmaz içindeki çalkanmaz] (...) irgaladir - Alm: is wagit [sallanır] TTü: ırgalamak [Cev-TS <1439]
Mekke ehli Mekke'den seni ırġalayalar

ETü ırġa- yerinden oynatmak, depretmek +lA- ETü *ırıġ ayrı, uzak +(g)A- ETü ır-/yır- ayırmak, uzaklaştırmak +I(g)

Not: Sürekli ve kararsız devinim bildiren TTü +AlA- ekiyle.

Benzer sözcükler: ırgamak, ırgalanmak

Bu maddeye gönderenler: ırak


29.07.2015
ırgat

Yun ergátis εργάτης zişçi, özellikle toprak işçisi << EYun ergátēs εργάτης za.a. EYun ergázomai εργάζομαι zçalışmak +(t)°

ırk

Ar ˁirḳ عرق z [#ˁrḳ fiˁl ] 1. damar, sinir, 2. bitki kökü, 3. köken, soy, asıl

ırla|mak

<< ETü ırla-/yırla- şarkı söylemek ETü ır/yır şarkı +lA-

ırmak

<< OTü ırmak dere, vadi ETü ır-/yır- yarmak, ayırmak +(A)mAk

ırz

Ar ˁirḍ عرض z [#ˁrḍ fiˁl ] şeref, saygınlık, 'ona sahip olan kişileri diğer insanlardan ayıran bölme' Ar ˁaraḍa عَرَضَ zyolunu kesti, önüne çıktı, engel oldu