ılıman

ılgın

<< ETü yılgun ılgın ağacı, tamarisk

ılgıt ılgıt

onom hafif akıntı ve esinti sesi

ılı|mak

<< ETü ılı-/yılı- ılımak, ısınmak

ılıca

TTü ılı/ılık +çA

ılık

ETü/TTü ılı- +Uk

ılıman

[ Pîr Mehmed b. Yusuf, Terceman, <1461]
deŋiz kenārıŋa gemiler bağladukları ve durdukları kuytu ve iliman yire dirler [ Meninski, Thesaurus, 1680]
iliman: Portus [liman] (...) ilimanlık: malaccia, tranquilité de mer [durgun ve dalgasız deniz]. [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
limanlık hava, hava limanlık olmak: rüzgâr düşmek. [ Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu, 1935]
ılıman = Mutedil = Modéré, tempéré

<< TTü liman

 liman

Not: Denizcilik diline ait bir sözcük iken, Dil Devrimi döneminde belki TTü ılık ve ılınmak etkisiyle farklı anlam verilmiştir.

Bu maddeye gönderenler: ılımlı


26.05.2015
ılımlı

TTü ılıman +Im

ımızgan|mak

onom ımız/ımır mırıldanma sesi +(g)An-

ırak

<< ETü ırak uzak ETü *ırġak ETü ırġa- yerinden oynatmak +Uk

ırgala|mak

ETü ırġa- yerinden oynatmak, depretmek +lA- ETü *ırıġ ayrı, uzak +(g)A- ETü ır-/yır- ayırmak, uzaklaştırmak +I(g)

ırgat

Yun ergátis εργάτης zişçi, özellikle toprak işçisi << EYun ergátēs εργάτης za.a. EYun ergázomai εργάζομαι zçalışmak +(t)°