üstesinden gel|mek

üst

(≈ ETü üstin üstte, önde, satıhta ) ETü üste- üste çıkmak, artmak ETü üz/yüz bir şeyin önü veya üstü, satıh +tA-

üstad

Fa ustād/awstād/ustā اوستاد/اوستا zbilgi ve zanaat sahibi, öğretmen, sanatkâr << OFa avastād a.a. Ave ava-stāta- başında duran, öncü, veli HAvr *stoh₂-éi̯e- (*stō-éi̯e-) duran HAvr *steh₂- (*stā-) durmak

üstele|mek

TTü üste üst, üzere +lA-

üstelik
üstenci
üstesinden gel|mek

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
ˁuhdesinden gelmek: haḳḳınden gelmek [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
ˁuhde: (...) 3. Altında kalmama, becerme: o adam bu işin ˁuhdesinden gelebilir. [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
üste: Halk dilinde "başarmak, becermek" anlamında kullanılan üstesinden gelmek deyiminde geçer.

<< TTü uhdesinden gel- deruhte etmek, hakkından gelmek Ar ˁuhda(t) üstlenme

 uhde

Not: ˁUhdesinden gelmek deyiminin halk ağzındaki biçimdir. Üste sözcüğü yoktur.


20.05.2015
üstlen|mek

TTü üst +lAn-

üstübeç

≈ Ar isfīdac/isfīdāc إسفيدج/إسفيداج zkurşundan elde edilen beyaz boya OFa spītāg a.a. OFa spīt/spēt beyaz ≈ Ave spaēta- a.a. ≈ Sans śveta श्वेत za.a. << HAvr *ḱwei̯-t-ó-s a.a.

üstün

<< ETü üstün üstte, üste (zarf) ETü üst +(I)n

üstüpü

Yun stípion στύπιον zkendir tıkaç, didilmiş ip yumağı << EYun styppeîon στυππεῖον za.a.

üstüvane

Fa ustūvāne استوانه zsütun şeklinde olan, silindirik Fa ustūn/ustuvān استون zsütun +a