üsküf

ürtiker

Fr urticaire kurdeşen, ciltte kaşıntılı kızarıklık Lat urtica ısırgan otu +ari°

ürü|mek

<< ETü ǖr- üflemek, (köpek) havlamak << ETü *üvür-/üyür- onom ü/üw üfleme ve havlama sesi

ürün

TTü *ürü- +In ≈ TTü üre- çoğalmak, (bitki) bitmek

üryan

Ar ˁuryān عريان z [#ˁry fuˁlān msd.] çıplaklık Ar ˁarā عرا zçıplak idi

üs

Ar uss اسّ z [#Ass fuˁl ] temel, baz, esas ≈ Aram ˀuşşā אוּשׁ, אוּשָּׁא z [#Aşş] temel, baz, tahkimat ≈ Akad uşşu a.a.

üsküf

"Osmanlıda üst düzey askeri görevlilere özgü bir başlık" [ Fatih Sultan Mehmed, Kanunname-i Al-i Osman, <1481]
beğlerbeğiler ve sancakbeğiler üsküflü yürümek gerekdür [ Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
üsküf (G. Antep): 1- lambanın kafesi ... 4- külah.

≈ Yun skúfia σκούφια zRum din adamlarının giydiği fese benzer başlık Ar usḳuf اسقف zHıristiyan din adamı, piskopos Yun episkópos piskopos

 piskopos

Not: Neşri tarihine göre Osmanlıda üsküf M 1382-85 dolayında benimsenmiştir.


08.07.2015
üslup

Ar uslūb اسلوب z [#slb] yol, yöntem, usul, tarz

üst

(≈ ETü üstin üstte, önde, satıhta ) ETü üste- üste çıkmak, artmak ETü üz/yüz bir şeyin önü veya üstü, satıh +tA-

üstad

Fa ustād/awstād/ustā اوستاد/اوستا zbilgi ve zanaat sahibi, öğretmen, sanatkâr << OFa avastād a.a. Ave ava-stāta- başında duran, öncü, veli HAvr *stoh₂-éi̯e- (*stō-éi̯e-) duran HAvr *steh₂- (*stā-) durmak

üstele|mek

TTü üste üst, üzere +lA-

üstelik