ültramarin

ülker

<< ETü ülker Pleiades takım yıldızı, Süreyya

ülkü

~? KTü ilkü ok hedefi ETü il- tutmak, yakalamak +gU

ülser

Fr ulcère deri veya mukoza lezyonu << Lat ulcus, ulcer- kapanmayan yara << HAvr *h₁elk- (*elk-) yara

ültimatom

Fr ultimatum pazarlıkta son teklif OLat ultimatum [n.] en son şey Lat ultimus [sup.] son, en öte +()t° Lat uls, ult- öte +im° << HAvr *ol-s HAvr *h₂el- (*al-) öte, başka

ültra

Fr/İng ultra öte (edat), aşırı (ad) Lat ultra öte, aşırı (edat) << HAvr *ol-tero- [sup.] en-başka HAvr *h₂el- (*al-) öte, başka

ültramarin

[ Milliyet - gazete, 1959]
40 kuruş değerindeki pul ise kobalt mavisi - ultramarindir.

Fr ultramarine 1. denizaşırı yerlere ait olan, 2. lapis lazuli taşı, bu taşa özgü lacivert renk Lat ultramare denizaşırı, Ortaçağda Doğu Akdeniz ülkelerine verilen ad Lat ültra+ mare deniz

 ültra, marina

Not: Lapis lazuli taşı Arap ülkelerinden (gerçekte doğu İran'dan) geldiği için.


08.09.2017
ültrason

Fr ultrason sesötesi Fr ültra+ son ses << Lat sonus a.a.

ültraviyole

Fr ultraviolet morötesi Fr ültra+ violet menekşe, mor Lat viola menekşe

ümera

Ar umarāˀ امراء z [#Amr fuˁalāˀ çoğ.] emirler, beyler Ar amīr أمير z [t.] buyuran, komutan

ümit

Fa umīd اُمِيد zumut, beklenti << OFa ēmēd/ummēd a.a.

ümitvar

Fa umīdvār اُمِيدوار zumutlu § Fa umīd umut Fa bār taşıyan