ülser

üleş|mek

<< ETü üleş- paylaşmak, bölüşmek ETü üle- pay etmek, bölmek +Iş- ETü ülüg pay +(g)A-

ülfet

Ar ulfa(t) الفة z [#Alf fuˁla(t) msd.] alışıklık, tanışıklık, evcillik Ar alifa ألف zalışık veya tanıdık idi, uyumlu ve evcil idi, evcilleşti (≈ Aram ˀalaph/ˀalēph אַלַף z [#Alp] alışma, evcilleşme ≈ Akad ulāpu bağ, ittifak )

ülke

<< Moğ ülige/ölige 1. pay, hisse, 2. bölge, memleket Moğ üli- pay etmek ≈ ETü *ül- a.a.

ülker

<< ETü ülker Pleiades takım yıldızı, Süreyya

ülkü

~? KTü ilkü ok hedefi ETü il- tutmak, yakalamak +gU

ülser

"özellikle mide lezyonu" [ Cumhuriyet - gazete, 1939]
Paris'te doktor Gausset muayene etti ve ülser teşhisi koydu

Fr ulcère deri veya mukoza lezyonu << Lat ulcus, ulcer- kapanmayan yara << HAvr *h₁elk- (*elk-) yara


22.08.2012
ültimatom

Fr ultimatum pazarlıkta son teklif OLat ultimatum [n.] en son şey Lat ultimus [sup.] son, en öte +()t° Lat uls, ult- öte +im° << HAvr *ol-s HAvr *h₂el- (*al-) öte, başka

ültra

Fr/İng ultra öte (edat), aşırı (ad) Lat ultra öte, aşırı (edat) << HAvr *ol-tero- [sup.] en-başka HAvr *h₂el- (*al-) öte, başka

ültramarin

Fr ultramarine 1. denizaşırı yerlere ait olan, 2. lapis lazuli taşı, bu taşa özgü lacivert renk Lat ultramare denizaşırı, Ortaçağda Doğu Akdeniz ülkelerine verilen ad Lat ültra+ mare deniz

ültrason

Fr ultrason sesötesi Fr ültra+ son ses << Lat sonus a.a.

ültraviyole

Fr ultraviolet morötesi Fr ültra+ violet menekşe, mor Lat viola menekşe