öğüt|mek

öğretmen

TTü öğret- +mAn

öğün

<< ETü ödün belirlenmiş zamanda [zarf] ETü ȫd zaman +(I)n

öğür

<< ETü ögür evcil hayvan sürüsü

öğür|mek

<< TTü ögür- bağırmak, böğürmek onom +kIr-

öğüt

<< ETü öt/ögüt akıl, fikir, nasihat <? ETü ö- düşünmek, anlamak +Ut

öğüt|mek

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ol buġday ögidi [öğüttü] (...) ol buġday ögitti [öğüttü/öğüttürdü]

<< ETü ögit- öğüttürmek ETü ögi- öğütmek, toz haline getirmek +It-

Benzer sözcükler: öğütücü diş, öğütülmek


30.12.2015
ökaliptüs

YLat eucalyptus Avustralya kökenli bir ağaç (İlk kullanım: 1788 L'Héritier, Fr. botanikçi.) EYun eukályptos ευκάλυπτος ziyi korunmuş § EYun εῦ ziyi EYun kalýptō καλύπτω zsaklamak, kapatmak

ökçe

<< OTü ökçe topuk, ayağın arka ucu OTü *ök geri, arka +çA

ökse

Yun iksía ιξία z1. asalak bir bitki, viscum album, 2. bu bitkiden elde edilen yapışkan madde EYun iksós ιξός za.a. << HAvr *weiks- a.a.

öksür|mek

<< OTü öskür- öksürmek onom +kIr-

öksüz

<< ETü ögsiz 1. akılsız, 2. annesiz ETü ög 1. akıl, 2. anne +sIz