zahire

zafer

Ar ẓafar ظَفَر z [#ẓfr faˁal ] düşmanı veya avı alt etme ≈ Ar ẓafira ظَفِرَ zpençeledi, alt etti Ar ẓufr/ẓifr ظُفْر ztırnak, pençe, özellikle yırtıcı kuşların pençesi (≈ Aram ṭephərā טפרא z [#ṭpr] tırnak ≈ Akad ṣupru/ṣuppāru [#ṣpr] a.a. )

zafiyet

Ar ḍaˁf ضعف z [faˁl msd.] zayıf olma, zaaf +īya(t)

zagon

Bul/Sırp zakon закон zyasa, usul, töre

zağar

?

zahir

Ar ẓāhir ظاهر z [#ẓhr fāˁil fa.] görünen, görüntü Ar ẓahara ظهر zbelirdi, göründü

zahire

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
güzin oldur ol ẕaχīre bağlayan [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ẕaχīre: Der-ambar kılınmış levāzım, hubūbāt ve me'kūlāt. [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
zahire: Azık, aşlık.

Ar ḏaχīra(t) ذخيرة z [#ḏχr faˁīlā(t) sf. fem.] ambarda saklanan ihtiyaç maddesi, erzak, yedek Ar ḏaχara ذَخَرَ zsakladı, yedekledi, depoladı


20.07.2015
zahit

Ar zāhid زاهد z [#zhd fāˁil fa.] dünyadan vazgeçen, sofu, dindar Ar zahada زهد zvazgeçti, terk etti, kaçındı

zahmet

Ar zaḥma(t) زحمة z [#zḥm faˁla(t) msd.] darlık, sıkışma, sancı Ar zaḥama زحم zsıktı, sıkıştırdı

zahter

Ar saˁtar سعتر z [#sˁtr] kekiğe benzer bir bitki, satureia hortensis ≈ Aram zawtr זותר za.a. ≈ Lat satureia a.a.

zail

Ar zāˀil زائل z [#zwl fāˁil fa.] eksik, gidik, giderilmiş Ar zāla زَالَ zdüştü, eksildi, tükendi

zaim

Ar zaˁīm زَعيم z [#zˁm faˁīl sf.] önder Ar zaˁama زَعَمَ zöne düştü