viyolonsel

viyak

onom çocuk ağlaması sesi

viyol

Fr alvéole 1. çukur kap, özellikle arı peteği, diş yuvası, 2. karton veya plastik yumurta kabı Lat alveolus küçük kap Lat alveus ahşaptan oyma tekne, hokka ≈ Lat alvus karın, bağır, insan ve hayvanın iç boşluğu

viyola

İt viola Batı müziğinde bir çalgı, alto keman İsp viduela Arap müziğinden alınmış eski bir çalgı << OLat vidula [küç.] bohça, torba ≈ Lat vidulus a.a.

viyolet

Fr violette [küç.] menekşenin küçük çeşidi Fr viole menekşe +et° Lat viola a.a.

viyolon

Fr violon keman İt violone [büy.] eski bir çalgı, büyük keman İt viola keman +on

viyolonsel

[ Ahmed Mithat, <1900]
kendisi eline koskoca bir viyolonsel alarak

Fr violoncelle bir çalgı, bariton keman İt violoncello [küç.] «büyük kemanın küçüğü», a.a. İt violone [büy.] eski bir çalgı, büyük keman

 viyolon


30.09.2017
vize

İt visa «görüldü», pasaportta onay damgası << Lat visa görülmüş Lat videre, vis- görmek

vizite

Fr visite İt visita ziyaret Lat visitare görüşmek, sık sık görmek Lat videre, vis- görmek

vizon

Fr vison kokarca cinsinden bir kürk hayvanı, bunun kürkü Ger *wisulōn- Ger *wis- pis kokmak

vizör

Fr viseur zırhın gözü örten fakat görme olanağı veren kısmı (esk.), her türlü bakma deliği Lat visor a.a. Lat videre görmek +()tor

vizüel

Fr visuel İng visual görmeye ilişkin, görsel Lat visualis Lat videre, vis- görmek +al°