vakvak

vaki

Ar wāḳiˁ واقع z [#wḳˁ fāˁil fa.] düşen, vuku bulan Ar waḳaˁa وَقَعَ zdüştü, vuku buldu

vakit

Ar waḳt وقت z [#wḳt faˁl ] zamanın belli bir noktası

vaks

İng wax balmumu, balmumuna benzer madde << Ger *waχsam balmumu << HAvr *wokso- a.a. HAvr *weg-1 örmek, dokumak

vakum

Lat vacuum [n.] boş şey, boşluk Lat vacuus boş ≈ Lat vacare boşaltmak << HAvr *wak- HAvr *euə- (ə1euə2-) bırakmak, terketmek, boşaltmak

vakur

Ar waḳūr وقور z [#wḳr fāˁūl sf.] vekar gösteren Ar waḳura وَقُرَ z

vakvak

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
vakvak: Kaba kuşların savrı. Ördek.

onom ördek sesi


03.12.2014
valâ

Fa vālā والا zyüksek, yüce << Fa bālā بالا za.a.

vale

Fr valet 1. hizmetkâr, genç adam, 2. iskambilde genç adam resimli kâğıt << OLat vasselittus hizmetçi Kelt *wasso- ast, uşak

valf

Fr valve açılır kapanır kapak Lat valva kapı kanadı << HAvr *wlw-ā- HAvr *wel-3 dönmek, döndürmek

vali

Ar wāli والٍ z [#wly fāˁil fa.] bakan, gözeten, yöneten, egemenlik yetkisini kullanan, idare eden Ar walā وَلَا zyakın idi, gözetti

valide

Ar wālida(t) والدة z [#wld fāˁila(t) fa. fem.] doğuran kadın, anne Ar walada وَلَدَ zdoğurdu