Nişanyan Sözlük - Çağdaş Türkçenin Etimolojisi Nişanyan Sözlük - Çağdaş Türkçenin Etimolojisi

soda

smokin

Fr smoking yarı-resmi vesilelerde giyilen kuyruksuz erkek ceketi İng smoking jacket 1870'lerde moda olan bir tür tütün içme ceketi İng smoke tütmek, sigara içmek +ing << Ger *smukaz duman << HAvr *smeug- duman, tütmek

snob

İng snob [abb.] 1. Cambridge öğrenci argosunda kasaba esnafına verilen ad [esk.], 2. üst sınıflara özenen kimse, 3. özenti, züppe <? Lat sine nobilitate soylu değil

snowboard

İng snowboard karda kayma tahtası, kızak § İng snow kar (<< Ger *snaiw- a.a. ) İng board tahta, tabla << Ger *bordom kesilmiş tahta, tabla Ger *berdh- kesmek

soba

Mac szoba şömine, duvara entegre edilmiş ocak ≈ EYAlm stuba a.a. OLat *iztuba a.a.

sobe

~? Fr sauvé [pp.] kurtuldu, kurtarıldı Fr sauver kurtarmak << OLat salvare [den.] a.a. Lat salvus sağ, salim, esen, emin

soda

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
soda: Humz-ı sodyum [sodyum asidi] [ Tıngır & Sinapian, Istılahat Lugati, 1892]
Soda water [İng.]: soda suyu ki bir nevˁi gazozdur.

Fr/İng soda 1. külünden soda elde edilen bitki, çöğen otu, saponaria, 2. sodyum karbonat İt soda a.a. Ar sawdā سوّاد zkara şey, kara sıvı, soda ≈ Ar aswad سواد/أسود zkara

 esvet

Not: Karş. Ar suwwād "çöğen otu". • “Karbonatlı su” anlamı İng soda water deyiminden alınmıştır. İngilizce deyim 1830'lardan itibaren Fransızcada da aynen kullanılır.

Bu maddeye gönderenler: sodyum


16.10.2014
sodomi

İng sodomy Fr sodomie her türlü anormal cinsel ilişki, özellikle anal ilişki OLat sodomia a.a. İbr Sodōm סְדוֹם zTevrat'a göre sapıklığa meylinden dolayı Allah'ın kahrettiği kent

sodyum

YLat sodium bir element (İlk kullanım: 1807 Sir Humphrey Davy, İng. kimyacı.) OLat soda sodyum karbonat +ium

sof

Ar ṣūf صُوف z [#ṣwf] yün

sofa

Ar ṣuffa(t) صفّة z [#ṣff fuˁla(t) mr.] taş kerevet, bank, sıra, antik tiyatrolarda oturma sırası Ar ṣaffa dizdi

sofist

Fr sophiste laf ebesi, zekice fakat yanlış söz söyleyen, safsatacı Lat sophista a.a. EYun sophistḗs σοφιστής z1. usta, uzman, 2. mantık ve belagat hocası, 3. laf ebesi, safsatacı EYun sophízō σοφίζω zbecerikli olmak, sanatkâr olmak +ist° EYun sophós σοφός zakıllı, bilge