ser

septet

Fr septette yedi enstrüman için müzik eseri Fr sept [küç.] yedi +et° Lat septem a.a. HAvr *septm a.a.

septik1

Fr septique çürümeye ve kokuşmaya ilişkin EYun sēptikós σηπτικός zçürümüş, kokuşmuş EYun sḗpomai σήπομαι zçürümek, kokuşmak +ik°

septik2

Fr scéptique kuşkucu EYun skeptikós σκεπτικός zgerçeğin bilinemeyeceğini savunan filozof Pyrrho'nun öğretisini izleyen kimse EYun sképthomai σκέπθομαι zgözlemlemek, alıcı gözle bakmak +ik° << HAvr *skep-/*spek- gözlemek

septisemi

Fr septicémie kan zehirlenmesi § EYun sēptikós σηπτικός zkokuşmuş, çürümüş EYun ʰaíma ἁῖμα zkan

sepya

İt sepia mürekkep balığı ve ondan elde edilen boya EYun sēpía σηπία za.a.

ser

KTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
sarban صَرْبَن: [["sarık", aslı 'serbent' olup, سر 'ser' (baş) ve بنت 'bent' (bağ) sözcüklerinden oluşur]]

Fa/OFa sar سر zbaş, kafa ≈ Ave sarah- a.a. ≈ Sans śíras शिरस् za.a. << HAvr *kerəs- a.a. HAvr *ker-1 kafa, boynuz

Not: HAvr *kerəs- > Ave sarah- "baş", EYun kéras "boynuz", Lat cere-brum "beyin". • HAvr *krsno- > EYun kránon "boynuz", kraníon "kafatası". • HAvr *krən-go- > Sans śriŋga "boynuz" • HAvr *kr- ve *kr-nu- > Lat cornus, Ger *hurnaz > İng horn "boynuz". • HAvr *keru- > Lat cervus “boynuzlu” > "geyik". • HAvr *krə-t- > EYun karoton “boynuz kök” > "havuç" > İng carrot.HAvr *krei- > Ger *hraina “boynuzlu” > "geyik".

Benzer sözcükler: serazat, serdümen, sermuharrir, sermürettip, seryaver


07.05.2015
ser|mek

<< ETü ser- 1. yaymak, 2. sabretmek

sera

Fr serre [dev.] 1. kapalı yer, 2. özellikle bitkileri soğuktan korumak için yapılan kapalı alan Fr serrer sıkıca kapatmak, sıkmak << OLat serare [den.] kilitlemek, sürgüyle kapatmak Lat sera sürgü, kapı demiri

seramik

Fr céramique çömlekçilik (ad), pişmiş topraktan yapma (sıfat) EYun keramikós κεραμικός zçömleğe ilişkin, çömlekçilik EYun kéramos κέραμος zpişmiş topraktan yapma çömlek +ik°

serander

Yun ksirándiro ξηράνδιρο zkuru erzak deposu § Yun ksiros ξηρός zkuru Yun ándiro άνδηρο zseki, balkon

serap

Ar sarāb سَراب z [#srb] çölde görülen hayal <? Ar saraba سَرَبَ zgitti, kaçtı, (su) akıp gitti, (deve) başıboş gitti