sazende

sayrı

<< OTü sayru hasta << ETü *sanrıġ/*sandrıġ ETü sandrı- hezeyan etmek, sayıklamak

sayvan

Fa sāye-bān سايه بان zgölgelik, tente, şemsiye

saz1

<< OTü saz 1. bataklık, 2. soluk (renk, beniz)

saz2

Fa sāz ساز z1. uygun [sıfat], 2. düzen, düzenek, aygıt, enstrüman [isim], 3. özellikle müzik aleti Fa sāχtan, sāz- ساختن, ساز zuydurmak, imal etmek, düzenlemek << OFa saχtan, saç- uymak, uydurmak

sazan

<< OTü sazağan yılan, ejderha

sazende

"çalgıcı" [ Mercimek Ahmed, Kâbusname terc., 1432]
[eti yumuşak olan oğlan köle] sāzendelige ve hem-gūyendelige ve raḳḳāslığa yarar ve hem zeyrek olur, her nesneyi tīz ögrenür. [ Cafer Efendi, Risale-i Mi'mâriyye, 1614]
bilcümle sāzendenüŋ naġamātında ve pend ü kelīmātında mülāyemet bulmayıp

Fa sāzanda سازنده z1. uyduran, düzenek kuran, 2. çalgı çalan Fa sāzīdan uydurmak, düzenlemek, saz çalmak +anda

 saz2


11.12.2015
scanner

İng scanner optik tarayıcı İng scan 1. şiiri vezinle okumak, 2. dikkatle gözden geçirmek, 3. hızla taramak, 4. görüntüyü optik tarayıcıyla taramak +er Lat scandere basamak çıkmak, şiiri vezinle okumak

scooter

İng motor-scooter bir tür motosiklet (İlk kullanım: 1915 Autoped Co., Amer. imalatçı.) İng scooter iki küçük tekerlek, ayak tahtası ve direksiyondan oluşan kızak İng scoot seğirtmek, hızlı gitmek +er

script

İng script yazı, yazılı metin, senaryo Lat scriptum [pp. n.] yazılmış şey Lat scribere, script- yazmak << HAvr *skrībh- sivri uçla kesmek, çentmek

se

Fa/OFa sih/sē سه/سي züç << EFa çi- a.a. ≈ Ave θri- a.a. << HAvr *trei- a.a.

seans

Fr séance oturum << OLat sedentia a.a. Lat sedere, sess- oturmak +entia