sıraca

sınır

Yun sýnoron σύνορον zsınır ülkesi, serhat, uc (Kaynak: Radloff 4:695, Doerfer sf. 2:280)<< EYun sýnoros σύνορος zkomşu, sınırdaş (Kaynak: LS sf. 1723)EYun syn+ ʰóros ὅρος za.a.

sıpa

<< ETü sıp at yavrusu Sogd əsp- at ≈ Ave aspa- a.a.

sır1

Ar sirr سرّ z [#srr fiˁl ] 1. göbek deliği, bir şeyin en iç ya da orta kısmı, ruh, yürek, 2. gizlenen şey, giz (≈ Ar surra(t) سرّة zgöbek deliği ≈ Aram şūrā/şerā שורא za.a. )

sır2

<< ETü sır porselen macunu ≈ ETü sırı- (balçık) bulaşmak

sıra

Yun sīrá σειρά zdizi, silsile, yazıda satır << EYun seirá σειρά zzincir, urgan, ip

sıraca

"bir at hastalığı, scrofula" [ Yadigâr-ı İbni Şerif, <1421?]
sıraca صراجه‎ [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
sıraca otu: Ak bang, beng-i sefīd [sıraca tedavisinde kullanılan bitki, scrofularia]

≈ Fa sirāca سراجه zbir at hastalığı

Not: TTü sıra sözcüğüyle ilgisi gösterilemez. Ar sarc "at koşumu, eğer" ile bağlantısı da muğlaktır. Öte yandan Farsça sözcüğün Türkçeden alıntı olma ihtimali gözardı edilemez.


07.09.2017
sırat

Ar ṣirāṭu'l-mustaḳīm صراط المستقيم zdar yol, İslam mitolojisinde kıyamette geçilen yol veya köprü Ar ṣirāṭ صراط z [#ṣrṭ] yol Aram sṭrāṭā/srāṭā סטרטא za.a. EYun stráta στράτα za.a. Lat (via) strata a.a. Lat stratum tabaka, kaplama, döşeme (Lat sternere yaymak, sermek +()t° << HAvr *sterh3- a.a.

sırça

<< ETü sırıçġa cam ETü *sırış- (metal) erimek, (balçık) bulaşmak +gA (Kaynak: Kaş sf. )≈ ETü sırıl- bulaşmak, yapışmak (Kaynak: Kaş sf. )

sırf

Ar ṣirf صرف z1. katıksız, saf, 2. bir tür kırmızı boya (≈ Aram ṣāraph צרפ z(metal, özellikle altın ve gümüş) arıtma, rafine etme ≈ Akad ṣarāpu a.a. )

sırık

<< ETü sıruk yere saplanan direk ETü sıḏır- soymak, sıyırmak +Uk ETü

sırıl sıklam

onom sır sır su sesi, şır şır