ot

oste(o)+

Fr ostéo+ İng osteo+ [bileşik adlarda] kemik EYun ostéon οστέον za.a. << HAvr *ost- a.a.

osteoloji

Fr ostéologie kemik uzmanlığı

osteoporoz

Fr ostéoporose kemik erimesi § EYun ostéon οστέον zkemik EYun porósis πορόσις zdelikdeşik olma, süngersi olma EYun póros πόρος zdelik +sis

osur|mak

<< ETü osġır-/osur- yellenmek onom +kIr-

oşinografi

İng oceanography okyanusbilim Alm Ozeanographie a.a. (İlk kullanım: 1859 August Jilek, Avust. coğrafyacı.)

ot

ETü: [ Irk Bitig, <900]
yaş ot ETü: [ Uygurca metinler, <1000]
birök otaçı emçi erser ot yem alġay [eğer otacı hekim ise ilaç? ve yiyecek alsın] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
at otladı [ot yedi] TTü: [ A. Fikri, Lugat-ı Garibe, 1889]
otlamak: Bilâ ruhsat diğerinin malından almak. Tütün otlamak: Bilâ davet tabakadan sigara yapmak.

<< ETü ot yabani küçük bitki, özellikle şifalı bitki, ilaç

Benzer sözcükler: otçul, otlamak, otlanmak, otlatmak, otsu

Bu maddeye gönderenler: dereotu, isot, otacı, otlak


08.10.2017
ot(o)+1

Fr/İng auto+ [bileşik adlarda] kendi EYun autós αυτός zkendi

ot(o)+2

Fr/İng oto+ [bileşik adlarda] kulak EYun oûs, ot- οῦς, οτ- zkulak << HAvr *ous- a.a.

otacı

<< ETü otaçı şifalı otları bilen kişi, hekim ETü ota- şifalı otlarla tedavi etmek +çI ETü ot +(g)A-

otağ

<< ETü otaġ hane, çadır

otantik

Fr authentique aslına uygun EYun authentikós αυθεντικός za.a. EYun authéntēs αυθέντης z1. bir işi kendi yapan kimse, asil, vekil olmayan, 2. soylu kimse, efendi +ik°