müsamere

müsademe

Ar muṣādama(t) مصادمة z [#ṣdm mufāˁala(t) III msd.] çarpışma Ar ṣadama صدم zçarptı

müsadere

Ar muṣādara(t) مصادرة z [#ṣdr mufāˁala(t) III msd.] 1. (göğüs göğüse) çatışma, 2. yaptırım uygulama, zorla yaptırma Ar ṣadara صَدَرَ zöne çıktı, ileri geldi, kaynaklandı

müsait

Ar musāˁid مساعد z [#sˁd mufāˁil III fa.] yardımcı, yadım eden, yaver Ar sāˁada ساعد zyardım etti, kolay kıldı

müsaleme

Ar musālama(t) مسالمة z [#slm mufāˁala(t) III msd.] (karşılıklı) barışma, barışıklık, selamlaşma Ar salima سَلِمَ zbarışık idi

müsamaha

Ar musāmaḥa(t) مسامحة z [#smḥ mufāˁala(t) III msd.] cömertlik etme, hoşgörme, affedicilik Ar samaḥa سمح zcömertçe verdi

müsamere

"akşam sohbeti" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
müsāmere: Noctu sermones habere (cum aliquo). "... alafranga akşam eğlentisi" [ Ahmed Mithat, Paris'te Bir Türk (roman), 1877]
Franszılar 'soirée' derler ki lisanımızda müsāmere lafzı tamam bunun mukabilidir.

Ar musāmara(t) مسامرة z [#smr mufāˁala(t) III msd.] akşam sohbeti, akşam vakti toplanıp konuşma Ar samar سمر zakşam karanlığı ≈ Ar sumra(t) سمرة zsiyaha yakın koyu kahverengi

 esmer


20.03.2015
müsavat

Ar musāwa(t) مساوة z [#swy mufāˁala(t) III msd.] eşit olma, denklik Ar sawiya سَوِىَ zdenk idi

müsavi

Ar musāwi مساوٍ z [#swy mufāˁil III fa.] karşılıklı eşleşen, eşit, denk Ar sawiya سَوِىَ zdenk idi

müsebbip

Ar musabbib مسبّب z [#sbb mufaˁˁil II fa.] yol açan, sebep olan Ar sabab سبب zyol, sebep

müseccel

Ar musaccal مسجّل z [#scl mufaˁˁal II mef.] tescil edilmiş, sicile kaydedilmiş Ar sicill سجلّ zsicil

müseddes

Ar musaddas مسدّس z [#sds mufaˁˁal II mef.] altılı, altıgen Ar sids سدس zaltı (arkaik)