müsait

müsaade

Arapça sˁd kökünden gelen musāˁada(t) مساعدة z "yardımlaşma; yardım, yarlık, el verme, kolay kılma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça saˁada سَعَدَ z "yaver gitti, yardım gördü" fiilinin mufāˁala(t) vezninde (III) masdarıdır.

müsabaka

Arapça sbḳ kökünden gelen musābaḳa(t) مسابقة z "öne geçme, yarışma, yarış" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça sabaḳa سبق z "öne geçti" fiilinin mufāˁala(t) vezninde (III) masdarıdır.

müsabık

Arapça sbḳ kökünden gelen yazılı örneği bulunmayan *musābiḳ مسابق z "öne geçen" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça sabaḳa سبق z "öne geçti" fiilinin mufāˁil vezninde (III) etken fiil sıfatııdır.

müsademe

Arapça ṣdm kökünden gelen muṣādama(t) مصادمة z "çarpışma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ṣadama صدم z "çarptı" fiilinin mufāˁala(t) vezninde (III) masdarıdır.

müsadere

Arapça ṣdr kökünden gelen muṣādara(t) مصادرة z "1. (göğüs göğüse) çatışma, 2. yaptırım uygulama, zorla yaptırma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ṣadara صَدَرَ z "öne çıktı, ileri geldi, kaynaklandı" fiilinin mufāˁala(t) vezninde (III) masdarıdır.

müsait
Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

[ Ahmed b. Kadı-i Manyas, Gülistan tercümesi, 1429]
rūzigār-i nāmüsāˁıdinden [uygunsuz talihinden] şikāyet eyledi [ Meninski, Thesaurus, 1680]
musāˁade, musāˁıd olmak: yarlık. Favere, juvare, opem ferre [yardımcı olmak, sıcak davranmak]. [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
müsāˁid: Uygun, muvafık.

Köken

Arapça sˁd kökünden gelen musāˁid مساعد z "yardımcı, yadım eden, yaver" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça sāˁada ساعد z "yardım etti, kolay kıldı" fiilinin mufāˁil vezninde (III) etken fiil sıfatııdır.

Daha fazla bilgi için müsaade maddesine bakınız.

Ek açıklama

Esasen "yardım etmek, dostça davranmak" anlamındayken Türkçe kullanımda 19. yy'dan itibaren "uygun olmak" anlamını kazanmıştır.

Benzer sözcükler

müsaitlik, namüsait


03.09.2017
müsaleme

Arapça slm kökünden gelen musālama(t) مسالمة z "(karşılıklı) barışma, barışıklık, selamlaşma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça salima سَلِمَ z "barışık idi" fiilinin mufāˁala(t) vezninde (III) masdarıdır.

müsamaha

Arapça smḥ kökünden gelen musāmaḥa(t) مسامحة z "cömertlik etme, hoşgörme, affedicilik" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça samaḥa سمح z "cömertçe verdi" fiilinin mufāˁala(t) vezninde (III) masdarıdır.

müsamere

Arapça smr kökünden gelen musāmara(t) مسامرة z "akşam sohbeti, akşam vakti toplanıp konuşma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça samar سمر z "akşam karanlığı" sözcüğünün mufāˁala(t) vezninde (III) masdarıdır. Bu sözcük Arapça sumra(t) سمرة z "siyaha yakın koyu kahverengi" sözcüğü ile eş kökenlidir.

müsavat

Arapça swy kökünden gelen musāwa(t) مساوة z "eşit olma, denklik" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça sawiya سَوِىَ z "denk idi" fiilinin mufāˁala(t) vezninde (III) masdarıdır.

müsavi

Arapça swy kökünden gelen musāwi مساوٍ z "karşılıklı eşleşen, eşit, denk" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça sawiya سَوِىَ z "denk idi" fiilinin mufāˁil vezninde (III) etken fiil sıfatııdır.