kuduz

kubur

Ar ḳubūr قبور z [#ḳbr fuˁūl çoğ.] çukurlar, mezarlar Ar ḳabr قبر z [t.] çukur, mezar

kucak

TTü kuç kucak +Ak ≈ ETü kuç- kucaklamak, sevişmek

kuçu kuçu

çoc

kudret

Ar ḳudra(t) قُدرة z [#ḳdr fuˁla(t) mr.] güç, iktidar Ar ḳadara قَدَرَ zölçüştü, güçü yetti

kudur|mak

<< ETü kutur- delirmek (<< ETü *kuturi- ) ETü kutuz deli +I-

kuduz

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
kutuz ıt [[kudurmuş köpek]] TTü: [ Dede Korkut Kitabı, <1400?]
kuduz kurtlar ivümi [evimi] dalar gördüm

<< ETü kutuz deli ≈ ETü kut baht, tanrısal rahmet

 kut

Not: Anlam evrimi için karş. Fr grâce "tanrısal rahmet, baht" > gracieux "deli". • Moğ kutuġ (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır.

Bu maddeye gönderenler: kudur-


24.08.2017
kudüm

Ar ḳudm قُدْم z [#ḳdm fuˁl msd.] önden gitme, öncelik Ar ḳudum قُدُم z [fuˁul ] önde giden Ar ḳadama قَدَمَ zönden gitti

kudüs

Ar ḳuds قُدْس z [#ḳds] 1. kutsallık, kudsiyet, 2. kutsanmış şey veya yer, harim (Ar ḳadusa قَدُسَ zkutsal idi, kutsandı ) Aram ḳədūşā קְדוּשָׁא zkutsallık, arınma, kutsal yer, harim ≈ Akad ḳadāşu ritüel arınma (İlk kullanım: ‎)

kûfi

Ar kūfī كوفى z [nsb.] Kûfe'ye özgü, bir hat uslubu öz Kūfa ͭ كوفة zIrak'ta bir kent, Kûfe

kuğu

<< ETü kuġu kuş a.a.

kuka1

Yun kukía κουκία z [çoğ.] Yun kúkion κουκίον z [küç.] bakla tanesi EYun kókkos κόκκος ztane, çekirdek, çam fıstığı, nar tanesi +ion