kekeme

kehf

Ar kahf كهف z [#khf] mağara ~? Lat cavus a.a.

kehkeşan

Fa kahkaşān كهكشان zsamanyolu § Fa kah كه zsaman Fa kaşān كشان zyuvarlak çadır, kubbe

kehribar

Fa kah-rubā كهربا z«saman kapan», fosilleşmiş reçineden oluşan ve yüne sürtününce elektriklenme özelliğine sahip olan sarı madde § Fa kāh/kah كاه/كه zsaman Fa rubā ربا zkapan (Fa rubūdan ربودن, ربا zkapmak, çalmak, zorla almak +ā(n) ≈ OFa rōp zoralım, soygun Havr *reup- kapmak, çalmak )

kek

İng cake çörek, pişi ≈ Ger *kokjan pişirmek << HAvr *pekʷ- a.a.

kekâ

?

kekeme

[ anon., Kitabü'l-İdrak Haşiyesi, <1402]
kekegülik TTü: [ Mercimek Ahmed, Kâbusname terc., 1432]
kekeç TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kekegī: Lingua hesitans. TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kekeme

onom keke kısa ve tutuk ses, kekeleme sesi

Not: Son hecenin fiil adı yapan +me eki olmadığı açıktır. Belki Anadolu ağızlarında rastlanan kekemen biçiminden evrilmiş olabilir.

Benzer sözcükler: kekeç, kekelemek, kekemen


29.07.2015
kekik

≈? Fa kākul/kākūti كاكل/كاكوت zyabani zahter ≈? Sans kukuṭa कुकुट zyenebilen bir ot (marsilea quadrifolia?)

keklik

<< ETü keklik eti yenen bir kuş, perdrix ≈ TTü geğrik/gekrik/geklik geğirme, hıçkırık ETü kekir- geğirmek, hıçkırmak

keko

Kürd keko ağabey (hitap şekli) Kürd kek ağabey ≈ Fa kākā كاكا za.a.

kekre

<< ETü kekre ekşi veya acı (tat)

kel

Fa kal كل zkellik hastalığı, bu hastalıktan dolayı saçı dökülmüş kimse ≈ Ave kaurva a.a. << HAvr *gal-wo- kel, kafatası