kaziye

kazasker

Ar ḳāḍi'l-ˁaskar قاض العسكر zordu yargıcı

kazaz

Ar ḳazzāz قزّاز z [#ḳzz faˁˁāl mesl.] ipek tüccarı Ar ḳazz قَزّ zçiğ ipek ≈ Fa ḳaz قز za.a.

kazı|mak

<< ETü kazı- tırmalamak, eşelemek ≈? ETü kaz- eşmek

kazık

<< ETü kazġuk/kazŋuk direk, kazık ETü kaz-/kazın- hayvanı sağlam bir yere bağlamak +(g)Uk

kâzip

Ar kāḏib كاذب z [#kḏb fāˁil fa.] yalancı Ar kaḏaba كذب zyalan söyledi, aldattı

kaziye

[ İrşadü'l-Mülûk ve's-Selâtîn, 1387]
kıldı bir ḳażıyye içinde yā iki ḳażıyye içinde [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
üçünci kerret pādişāha ḳażıyyeyi [meseleyi] bildürdiler

Ar ḳaḍīya(t) قضيّة z [#ḳḍy faˁīla(t) sf. fem.] dava, iddia, mesele, mantıkta önerme Ar ḳaḍā قضا zyargıladı

 kaza


11.12.2014
kazuistik

Fr casuistique 1. tekil vakaları inceleyerek genelleme yöntemi, 2. ayrıntıya boğulma YLat casuistica «vakacılık», (Katolik teolojisinde) zor vakalar karşısında vicdanen doğru olan davranışı belirleme yöntemi OLat casus vaka, hadise +ist° ≈ Lat casus [pp.] 1. düşüş, 2. şans, tesadüf Lat cadere düşmek +()t°

kazulet

<< Ar ḳāḏūra(t) murdar (kadın)

kazurat

Ar ḳāḏūrāt قاذورات z [#ḳḏr çoğ.] pislikler Ar ḳāḏūr قاذور z [fāˁūl t.] murdar, insandan kaçan (kişi, özellikle kadın) +āt Ar ḳaḏara قذر zmurdar idi, pislendi

kebap

Ar kabāb كباب z [#kbb faˁāl msd.] kızartma, kızartılmış et Aram kəbab, kebəbā כבבא za.a. (≈ Akad kabābu kızartmak, yakmak )

kebir

Ar kabīr كَبِير z [#kbr faˁīl sf.] büyük ≈ Ar kabura/kabira كَبُِرَ zbüyük idi, büyüdü ≈ Aram gəbar גבר zgüçlü ve üstün olmak, yücelmek ≈ Akad gabru güçlü, üstün