kırat

kıraat

Ar ḳirāˀa(t) قرأة z [#ḳrA fiˁāla(t) msd.] okuma Ar ḳaraˀa قرأ zokudu Aram ḳərā קרא‎ z [#ḳry] 1. çağırma, seslenme, 2. okuma, özellikle kutsal kitap okuma, kıraat etme

kıraç

<? TTü kır

kırağı

<< ETü kıraġu kırağı <? ETü kır dağ; gri renk

kıran

ETü kır- 1. kesmek, 2. öldürmek, katliam etmek +(g)An

kıranta

<? TTü kır [fem.] gri

kırat

"tartı birimi" [ İrşadü'l-Mülûk ve's-Selâtîn, 1387]
ḳırāt Hicāz ehli katında biş arpa ağrı turur. [ Mercimek Ahmed, Kâbusname terc., 1432]
ḳırāt dedükleri bir çekirdek ağırıdur.

Ar ḳirāt قرات z1. keçiboynuzu çekirdeği, 2. bir tartı birimi EYun kerátion κεράτιον z [küç.] 1. «boynuzcuk», keçiboynuzu bitkisi, ceratonia siliqua, 2. keçiboynuzu çekirdeğine eşdeğer tartı birimi EYun kéras κέρασ zboynuz +ion

 kerata2

Bu maddeye gönderenler: karat


21.05.2015
kırba

Ar ḳirba(t)/ḳirrāba(t) قربة z [#ḳrb fiˁla(t) mr.] su tulumu

kırbaç

TTü kırp- dövmek +(g)Aç

kırçıl

§ TTü kır gri TTü çal/çil karışık renkli, alaca, çil

kırış|mak1

<< TTü kıvrış- buruşmak, kıvrık hale gelmek TTü kıvır- +Iş-

kırıt|mak

TTü kır- +It-