kındıra

kımız

<< ETü kımız mayalanmış at sütü Aram χāmeṣ חָמֵץ z [#χmṣ] mayalanmış ekmek, mayalanmış içki Aram χāmaṣ חָמַץ zmayalanmak

kın

<< ETü kın kılıç veya bıçak kılıfı

kına

Ar ḥinnāˀ حنّاء z [#ḥnw] kına, lawsonia inermis bitkisinden elde edilen boyar madde Aram ḥinnā חִנָּא z [#ḥnn] (kadında) sevimlilik, cazibe, letafet (Kaynak: Jastrow sf. 481.)

kına|mak

<< ETü kıyna- bedensel ceza uygulamak, işkence etmek ETü kıyn/kıın bedensel ceza, eziyet +(g)A- ETü kıy- bıçakla kesmek, kan dökmek +In

kınakına

İsp quinaquina cinchona ağacı kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç, kinin Quechua kina kabuk

kındıra

[ anon., Kitabü'l-İdrak Haşiyesi, <1402]
kındıra [bir saz türü] TTü: [ Pîr Mehmed b. Yusuf, Terceman, <1461]
al-ḥalfā [Ar.]: χasır otı ki kındıra dirler.

OYun kanthēlē κανθήλη zbir tür hasır otu << EYun kalamanthēlē καλαμανθήλη za.a.


29.07.2015
kınnap

Ar ḳinnab قنّب z [#ḳnb] kenevir ≈ Aram ḳanabbīs קַנבׅיס za.a. ≈ Akad qunnabtu κάνναβις za.a.

kıpır

onom kıpıl/kıpır durduğu yerde devinme sesi

kıpti

Ar ḳibṭī قبطى zMısır yerlisi EYun aigýptios αιγύπτιος zMısırlı öz Aigyptos Aιγύπτος zMısır Mıs

kır

<< ETü kır dağ

kır|mak

<< ETü kır- kazmak, kazımak ETü kıy- +(g)Ur-