fındık

fıkdan

Ar fiḳdān فقدان z [#fḳd fiˁlān msd.] yoksunluk, yokluk, eksiklik, bulunmama Ar faḳada فَقَدَ zarayıp bulamadı, yokluk çekti

fıkıh

Ar fiḳh فقه z [#fḳh fiˁl ] 1. teşrih etme, kavrama, ilim, 2. islami hukuk ilmi İbr pāḳaḥ פָּקַח z [#pḳḥ] yarma, açma (göz açma, çiçek açma)

fıkır

onom kaynama sesi

fıkra

Ar fiḳra(t) فقرة z [#fḳr fiˁla(t) mr.] 1. omur, vertebra, 2. kasidenin baş beyti Ar faḳara فقر zoydu, çukur açtı

fıldır

onom hız ve telaşla dönme sesi

fındık

[ Codex Cumanicus, 1303]
nizole - Fa: fenduc [fınduk] - Tr: čatlauk [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
fındıkçı: Fettan.

Ar bunduḳ/funduḳ بندق/فندق zfındık EYun pontikón kárion ποντικόν (κάριον) z«Karadeniz cevizi», fındık (Kaynak: LS sf. 1448.)EYun póntos πόντος zdeniz, özellikle Karadeniz

Not: Ayrıca karş. OYun mýs póntikos "fındık sıçanı" = "Karadeniz sıçanı". DuCG sf. I.1202.

Benzer sözcükler: fındık sıçanı, fındıkçı


10.12.2015
fır

onom yel sesi, dönme sesi

fırça

Yun vrútsa/vúrtsa βούρτσα zfırça OLat bruscia sert ve dikenli çalılık, fırça Lat bruscus funda çalısı Kelt

fırıldak

onom fırıl dönme sesi

fırın

Ar furn فرن z [#frn] ekmek veya yemek fırını (OYun foûrnos φοῦρνος za.a. (Kaynak: DuCG sf. 2:1698)) Lat fornus/furnus a.a. (Kaynak: EM sf. 441)<< HAvr *gʷhorno- HAvr *gʷher- (ateş veya közle) ısıtmak

fırka

Ar firḳa(t) فرقة z [#frḳ fiˁla(t) mr.] ayrışan insan grubu, bölük, hizip, fraksiyon Ar faraḳa فَرَقَ zayırdı