elâ

ekvator

Fr équateur eşitleyici, a.a. Lat aequator eşitleyici Lat aequare [den.] eşitlemek, tesviye etmek +()tor Lat aequus eşit

ekzema

Fr eczéma bir cilt hastalığı EYun ékzema έκζεμα zciltte çıkan kabartı, isilik, döküntü EYun ekzéō εκζέω zkabarıp taşmak, isilik dökmek +ma(t) EYun ek+ zéō ζέω zkabarmak, kaynamak << HAvr *yes- kabarmak, kaynamak, mayalanmak

el+

Ar al ال zharf-i tarif, definite article

el1

<< ETü elig el ETü al- +I(g)

el2

<< ETü il devlet, organize halk

elâ

TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
ala gözlü: Oculis glaucis, felinis praeditus [kedi gibi renkli gözlü]. Gök ala gözlü: Oculus caesiis [çakır gözlü] TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ela göz: ayn-ı zerka, çakır [alaca mavi göz] [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
elâ: Gözde sarıya çalar kestane rengi.

<< TTü ala renkli, alaca

 ala

Not: ala sözcüğünün anlam değişikliğine uğramış varyantıdır.


09.10.2017
elan

Ar al-ān الآن zhalen, şimdi, şu anda

elastik

Fr élastique esnek EYun elastikós ελαστικός zittirici EYun elaúnō ελαύνω zitmek, sürmek +istik°

elbette

Ar al-battan/al-battatan البتّاً z [zrf.] mutlaka Ar batt بَتّْ z [#btt] kesin, mutlak +an Ar batta بَتّ zkesti, bitirdi, kararlaştırdı

elbise

Ar albisa(t) ألبسة z [#lbs afˁila(t) çoğ.] giysiler Ar libās لباس z [t.] giysi

elçi

<< ETü élçi devlet adamı ETü él devlet, barış +çI