derhal

derece

Ar daraca(t) دَرَجَة z [#drc faˁala(t) mr.] adım, eşik, basamak (Ar daraca دَرَجَ zyürüdü, adımladı, ayak bastı ) ≈ Aram dərag, dargā דְרַג z [#drg] basamak, merdiven ≈ Akad daraggu patika, yürüme yolu

dereke

Ar daraka(t) دركة z [#drk faˁala(t) mr.] merdivenin alt basamağı, bir şeyin dip noktası (≈ İbr derek דרכ zyol, patika İbr dārak דרכ zyürüme, ayak basma, adımlama ≈ Aram dārag דרג za.a. )

dereotu

<< TTü tere otu Fa tara تره zyeşillik, çiğ yenen her türlü sebze

dergâh

Fa dargāh درگاه zkapı mahalli, eşik § Fa dar در zkapı Fa gāh گاه zyer

dergi

<< ETü térgü sofra, sofradaki çeşitli yemek ETü tér- dermek +gU

derhal

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
zaḥm ura derhāl bulursa sana yol [yol bulursa derhal diş vurur]

Fa darḥāl در حال zşimdiki zamanda, hemen § Fa dar +de hali edatı Ar der+ ḥāl حال zşimdiki zaman

 der+, hal1


16.04.2015
deri

<< ETü teri cilt

derin

<< ETü teriŋ birikmiş, derin (su) ETü térin- toplanmak, birikmek +I(g)

deriş|mek

TTü der- +Iş-

derivasyon

Fr dérivation Fr dériver [den.] 1. (nehir) yönünü değiştirmek, başka yöne çevirmek, 2. türetmek +()tion Lat de+ rivus akarsu, ırmak << HAvr *reiwo- vadi, dere yatağı HAvr *rei- yarmak

derkâr

Fa dar kār fiilen, gerçekte, pratikte