dergâh

derdest

Fa dar dast در دست zelde, yakalanmış, tutuklu Fa dast دست zel

dere

Fa dara/darra دره/درّه zvadi, iki dağ arasındaki geçit Fa dar kapı +a (≈ Ave darenā- vadi, yar )

derece

Ar daraca(t) دَرَجَة z [#drc faˁala(t) mr.] adım, eşik, basamak (Ar daraca دَرَجَ zyürüdü, adımladı, ayak bastı ) ≈ Aram dərag, dargā דְרַג z [#drg] basamak, merdiven ≈ Akad daraggu patika, yürüme yolu

dereke

Ar daraka(t) دركة z [#drk faˁala(t) mr.] merdivenin alt basamağı, bir şeyin dip noktası (≈ İbr derek דרכ zyol, patika İbr dārak דרכ zyürüme, ayak basma, adımlama ≈ Aram dārag דרג za.a. )

dereotu

<< TTü tere otu Fa tara تره zyeşillik, çiğ yenen her türlü sebze

dergâh

"makam, saray, atebe" [ Gülşehri, Mantıku't-Tayr, 1317]
çün yakın geldi şeχüŋ dergâhına [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
pādişāh dergāhına ola nis̠ār

Fa dargāh درگاه zkapı mahalli, eşik § Fa dar در zkapı Fa gāh گاه zyer

 der1, +gâh


21.09.2017
dergi

<< ETü térgü sofra, sofradaki çeşitli yemek ETü tér- dermek +gU

derhal

Fa darḥāl در حال zşimdiki zamanda, hemen § Fa dar +de hali edatı Ar der+ ḥāl حال zşimdiki zaman

deri

<< ETü teri cilt

derin

<< ETü teriŋ birikmiş, derin (su) ETü térin- toplanmak, birikmek +I(g)

deriş|mek

TTü der- +Iş-