dereotu

derç

Ar darc دَرْج z [#drc faˁl msd.] 1. rulo şeklinde yazılı belge, dürüm, 2. yazma, metin içine ekleme, dürme, araya sokma ≈ Ar adraca أدْرَجَ z [IV f.] dürdü, rulo yaptı, katladı

derdest

Fa dar dast در دست zelde, yakalanmış, tutuklu Fa dast دست zel

dere

Fa dara/darra دره/درّه zvadi, iki dağ arasındaki geçit Fa dar kapı +a (≈ Ave darenā- vadi, yar )

derece

Ar daraca(t) دَرَجَة z [#drc faˁala(t) mr.] adım, eşik, basamak (Ar daraca دَرَجَ zyürüdü, adımladı, ayak bastı ) ≈ Aram dərag, dargā דְרַג z [#drg] basamak, merdiven ≈ Akad daraggu patika, yürüme yolu

dereke

Ar daraka(t) دركة z [#drk faˁala(t) mr.] merdivenin alt basamağı, bir şeyin dip noktası (≈ İbr derek דרכ zyol, patika İbr dārak דרכ zyürüme, ayak basma, adımlama ≈ Aram dārag דרג za.a. )

dereotu

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
tere otı: Nasturtium [roka veya tere]. [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
tere otu: teberhūn, circir, roka [ Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
dereotu: Salataya ve bazı yemeklere konur bir nevi güzel kokulu ot

<< TTü tere otu Fa tara تره zyeşillik, çiğ yenen her türlü sebze

 tere, ot

Not: Kastedilen spesifik ot türü zaman içinde değişkenlik gösterir. Halen anethum graveolens anlamında.


19.09.2017
dergâh

Fa dargāh درگاه zkapı mahalli, eşik § Fa dar در zkapı Fa gāh گاه zyer

dergi

<< ETü térgü sofra, sofradaki çeşitli yemek ETü tér- dermek +gU

derhal

Fa darḥāl در حال zşimdiki zamanda, hemen § Fa dar +de hali edatı Ar der+ ḥāl حال zşimdiki zaman

deri

<< ETü teri cilt

derin

<< ETü teriŋ birikmiş, derin (su) ETü térin- toplanmak, birikmek +I(g)