dere

derbeder

Fa dar ba dar در ب در zkapı kapı (dolaşan, dilenen), evsiz barksız, dilenci Fa dar در zkapı

derbent

Fa/OFa darband دربند zdağda veya yolda geçit, bariyer, set § Fa/OFa dar در zkapı Fa/OFa band بند zbağ, düğüm, set

derbi

İng derby önemli spor karşılaşması öz Derby 1778'de 12. Derby Kontu Edward Smith-Stanley tarafından tesis edilen at yarışları

derç

Ar darc دَرْج z [#drc faˁl msd.] 1. rulo şeklinde yazılı belge, dürüm, 2. yazma, metin içine ekleme, dürme, araya sokma ≈ Ar adraca أدْرَجَ z [IV f.] dürdü, rulo yaptı, katladı

derdest

Fa dar dast در دست zelde, yakalanmış, tutuklu Fa dast دست zel

dere

"vadi" [ Erzurumlu Darir, Kıssa-i Yusuf terc., <1377]
bir bulut çıkdı hemān ol sāˁat kara / eyle yağdı ṭoldı yazu vi dere [ova ve vadi] "... küçük akarsu" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
dere: Vallis [vadi] & fluvius, fluviolus, torrens [akarsu, derecik]. [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
dereden tepeden söyleşmek, bin dereden su getirmek.

Fa dara/darra دره/درّه zvadi, iki dağ arasındaki geçit Fa dar kapı +a (≈ Ave darenā- vadi, yar )

 der1

Not: Türkçe yer adlarında dere genellikle "içinden su akan veya akmayan vadi, yar, çukur yer" anlamındadır. "Akarsu" anlamı derivatiftir.

Benzer sözcükler: dere tepe, derebeyi, derecik


10.01.2018
derece

Ar daraca(t) دَرَجَة z [#drc faˁala(t) mr.] adım, eşik, basamak (Ar daraca دَرَجَ zyürüdü, adımladı, ayak bastı ) ≈ Aram dərag, dargā דְרַג z [#drg] basamak, merdiven ≈ Akad daraggu patika, yürüme yolu

dereke

Ar daraka(t) دركة z [#drk faˁala(t) mr.] merdivenin alt basamağı, bir şeyin dip noktası (≈ İbr derek דרכ zyol, patika İbr dārak דרכ zyürüme, ayak basma, adımlama ≈ Aram dārag דרג za.a. )

dereotu

<< TTü tere otu Fa tara تره zyeşillik, çiğ yenen her türlü sebze

dergâh

Fa dargāh درگاه zkapı mahalli, eşik § Fa dar در zkapı Fa gāh گاه zyer

dergi

<< ETü térgü sofra, sofradaki çeşitli yemek ETü tér- dermek +gU